ÜNAL BENLİALPER

Yeni ufuklara doğru

KEMAL MURAT GÜLER

Sektörün okulu olur mu?

ALİ BOZOĞLU

AHIRKAPI FENERİ VE LİK AİLESİ

SÜLEYMAN SAVAŞ

Akşam Geçip Gitti…

DR. JALE NUR ECE

Tersane Kazaları

EROL ALTUNOĞLU

Vefa Lisesi Muallimi Ahmet Rıfkı...

DENiZHABER Türk Denizciliğinin Haber Sitesi

  WWW.SEAJOBRATE.COM
|Künye|Arşiv&Arama| Sitenize Ekleyin|Editör&Yazar Girişi|Reklamveren Girişi | sitede 193 kişi var.. 09-09-2010
ANASAYFA YAZARLAR GÜNCEL DENİZTV PİYASALAR ÖZEL HABER KAZALAR IMO-AB MAGAZİN G.İNŞA KÜLTÜR LİMANLAR LOJİSTİK BALIKÇILIK ÜLKESEL

Metin Kalkavan Beyaz Liste'yi Anlattı


"Her fırtına insanı ustalığa biraz daha yaklaştırır, denize saygıyı pekiştirir. Bizim sektörün kaptanı da Ulaştırma Bakanımız Sn.Binali Yıldırım olmuştur."

Haberin Eklendiği Tarih-Saat: 30 Haziran 2009 Salı 20:52

"Kaptanımız Binali Yıldırım'dır"

DTO Başkanı Metin Kalkavan Türkiye'nin beyaz listeye nasıl girdiğini anlattı...
Yazının başlığını okuduğunuzda; “Kaptan tamam da maestronun ‘Beyaz Liste’ ile ne alakası var?” diyeceksiniz. Çok haklısınız, ancak ikisinin arasındaki ortak özellik; ekip ruhunu en üst düzeye çıkarma, sinerji yaratma, doğru zamanlama ve, işini yaparken hata yapmamaktır. Düşünsenize; bütün solukların göğüs kafesinde tutulduğu o birkaç nefeslik kasılma anında, herkesin bakışları maestronun elindeki batona odaklanmıştır. Birazdan orkestra şefi o batonu hafifçe oynatıp beklenen hareketi nihayet yaptığında, sessizliğin egemenliği sona erecek, soluklar özgürleşecek, müzikle birlikte hareket de başlayacaktır.

Bir an için şöyle düşünelim: Ya maestro başlama hareketini hiç yapmazsa, ya şefin elindeki o “çubuk” sallanmazsa? Bu durumda orkestra suskunlukla, donup kalmışlıkla, işlevsizlikle kaskatı kesilirken; salondaki sessizliğin önce şaşkınlık ve merak, ardından huzursuzluk ve öfke dolu bir gürültüye dönüşmesi güçlü olasılıktır. Orkestra şefi orkestrasına başlama komutu verip onu yönetemezse, orkestrayı izleyen kalabalığı da notaların kurallı sesi değil, belirsizliğin gürültüsü yönlendirecektir. Maestronun orkestrayı iyi yönetmesi, orkestranın büyüsü “izleyici”sini içine doğru çekecektir; yani sahne ve salon, hep birlikte güçlü bir koroya dönüşecektir. Maestro, sırtı seyirciye dönükken koroya vereceği sinerjiyle izleyiciyi mutlu edebilecektir. 

Kaptanımız Binali Yıldırım’dır

Geminin maestrosu da kaptanıdır. Geminin bütün sevk ve idaresini kaptan yapar; gemideki tayfanın ekip ruhundan sinerjisine, birlikte iş yapma sanatına kadar kaptan sorumludur. Kaptan limandan demir aldığında çizdiği rota bellidir. İşte kaptanın da, tayfanın da mahareti bundan sonra belli olur. İyi bir kaptan, fırtınalı havayı önceden sezer, gemisini ve mürettebatını riske sokmaz. Fırtınaya yakalandıysa da, gemisini sağ ve salimen limana yanaştırır. Kaptanın sefere devam etme konusunda geniş yetkileri olmakla birlikte, her fırtınada kaçıp demire yatması hoş karşılanmaz. İyi bir kaptanın yapacağı yegâne şey; geminin yapısına uygun bir rota çizip fırtınanın etkisinden en az şekilde etkilenmesini sağlamaktır. Her fırtına insanı ustalığa biraz daha yaklaştırır, denize saygıyı pekiştirir. Bizim sektörün kaptanı da Ulaştırma Bakanımız Sn.Binali Yıldırım olmuştur.

Türk denizciliğinin 2 beyaz sayfası

Bunları niçin mi anlattık? Türk denizcilik sektörü uluslararası arenada göğsümüzü kabartacak gelişmeler yaşıyor. Uluslararası sularda seyreden Türk denizcilik sektörünün gemisi, deneyimli mürettebatıyla Türk denizcilik sektöründe yeni ve beyaz bir sayfa açılmasına sebep olmuştur. Hem de iki beyaz sayfa... Birinci sayfa, yıllardır hak etmediğimiz “kara liste”den kurtulup, bembeyaz bir sayfa açılmasıdır. İkinci beyaz sayfamızı ise Türk Loydu’nun ismi süslemektedir. Türk Loydu, uluslararası alanda gösterdiği performans ile bizim haklı gururumuz olmuştur.

Sektör-İdare işbirliği

2002 Kasım ayında AK Parti hükümeti başa geldiğinde bu konu önümüzde duruyordu. Cengiz Kaptanoğlu milletvekili olurken, ben de Oda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildim. 6 yıl geçti. Öyle bir uğraş verildi ki, inanılmazı başardık. Bu başarıda birçok insanın emeği var. Başta Başbakanımız R.Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım’a, eski Denizcilik şimdiki Turizm ve Kültür Müsteşarımız İsmet Yılmaz’a, Denizcilik Müsteşarımız Hasan Naiboğlu’na, bürokratlarımız dahil olmak üzere bütün ekibe teşekkür ediyoruz. Başarıyı, “Sektör-İdare” işbirliğinin yarattığı ortak sinerji getirmiştir.
Paris MOU nezdinde lobi faaliyetleri

İMEAK DTO olarak, uluslararası sularda seyreden geminin tayfaları içinde bizler de vardık. Yurtdışında takım halinde önemli lobi faaliyetleri yürüttük. Üniversitelerimiz ve bilimadamlarımızın çabalarını takdir etmeden geçemeyiz. İTÜ Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’ne, Türk Loydu’nun eski Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr.Yücel Odabaşı’na ve şimdiki başkan Doç.Dr.Mustafa İnsel’e Paris MOU’yu sallayacak bilimsel çalışmalar yaptırdık. Bu çalışmalarla Paris MOU’nun tabanını salladık. Çalışmalar sonucunda gördük ki, örneğin geçmiş 5-6 yılda kaza bazında yapılan istatistiklerde Kara Liste’deki Türkiye olarak biz, Beyaz Liste’deki İngiltere’den ve diğer birçok ülkeden iyi durumdayız. Türk Bayrağı basit eksikler yüzünden Kara Liste’ye alınmıştı, ama Beyaz Liste’deki ülkelerin birçoğunun kaza rakamları bizimkinin üstündeydi. Kara Liste’de bulundukça da, gemilerimiz PSC’lerde daha fazla kontrole maruz kalıyordu. Örneğin; PRESTIGE tankerinin ülke bayrağı Beyaz Liste’de olduğu için son 3 yıldır hiç PSC’ye tabi tutulmamıştı. Fransa sahillerini ne hale getirdiğini gördük. Bu başarıda Bakanımız Binali Yıldırım başta olmak üzere, bütün ekibin büyük katkısı bulunmaktadır. İdare ve kadrolara aldığı denizci kökenli kişiler sayesinde kontrollerimizi burada yapmaya başladık. İMEAK DTO ve Armatörler Birliği olarak tek bir gün popülizm yapmadık ve eksiklerimizi gidermek için çaba gösterdik. Bu durumun sadece haklı olmakla çözülmediğini gördük. Bir armatörümüzün gemisi Malta Bayrağı’nda iken yapılan uygulama ile Türk Bayrağı’ndaki diğer gemisine yapılan uygulamanın farkını da anlattık Paris MOU yetkililerine. Önemli lobi faaliyetleri yürüttük. Uluslararası ilişkilerde lobiciliğin önemini gördük. Geçen yıl Gri Liste’deydik, bu yıl Beyaz Liste’deyiz. Hedeflenenden önce Beyaz Liste’ye geçtik. Böylece AB PSC’lerinde hedef olmaktan çıktığımız için bunun getireceği daha az kontrole tabi oluş ve kazandıracağı zamanın parasal anlamda katkısı da büyük olacaktır. Bütün denizcilik camiası olarak bir orkestra inceliğinde, ortak çalışma yürüttük. 

Türk Denizcilik Sektörünün soluğunun sıkışıp kaldığı yer göğüs kafesiydi. Hükümet, İdare ve sektör işbirliğiyle elimize batonumuzu alıp, orkestranın karşısına geçtik ve bu resitali başlattık. Bu başarı kadar, başarının devam ettirilmesi de son derece önemli. Şimdi uluslararası sularda seyreden gemimiz sağlam, tayfalarımız tecrübeli, dümen de doğru ellerde. Bu başarıların artarak devam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. 

Ufkunuz açık, pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun. Allah selamet versin!..

Deniz Ticareti Dergisi

Bu Haber 1944 kez okundu.
Etiketler: Beyaz Liste, Metin Kalkavan, Binali Yıldırım,
Haberi Paylaş : Google Google, Yahoo Yahoo, Facebook Facebook, Digg Digg, Del.icio.us Del.icio.us, Reddit Reddit
YORUMLAR     (Toplam 3 yorum var.)

NE DEMELİ ?

EVETTTTT,
BRAVOOOOOO..
DENMELİ ki.
GERÇEK SESLER GİZLENMEMELİ.

DENİZİN SESİ 02-07-2009 17:49:51

kurbağali dere senfonisi orkestra şefi

Günümüzde müzik icra eden her gruba, sayısına ve çalgılara bakılmaksızın orkestra deniliyor ancak her çalgı topluluğu bir orkestra oluşturmaz. bir orkestrada belli sayıda yaylı, üflemeli ve vurmalı sazların belirli bir düzen oluşturacak şekilde bir araya gelmesi ve her çalgı türü için bir parti yazılmış olması gerekir.
bir orkestrada bütün işleri müzisyenler yaparlar ama alkışları orkestra şefi toplar. peki, nedir bu orkestra şeflerinin özellikleri? kemanı birinci kemandan, piyanoyu bir virtüözden daha iyi çalabilirler mi? onlar olmazsa orkestra elemanları notalara bakarak bir eseri çalamazlar mı?
orkestra, on yedinci yüzyılda ortaya çıkmıştır ve zaman içinde yapısı pek çok değişiklik geçirmiştir. orkestra şefleri orkestra ile birlikte ortaya çıkmamış, çok daha sonra sahnede yerlerini almışlardır. ancak bu, orkestra şefinin olmadığı dönemlerde orkestranın yönetilmediği anlamına gelmez.
orkestralar ilk zamanlarında sadece kraliyet ailesi ve asil sınıfın önünde konser veriyorlardı. kimse krala ve yanındakilere arkasını dönemeyeceği için bir şefin bugünkü gibi orkestrayı idare etmesi zaten düşünülemezdi. tempoyu önceleri klavsen, sonraları da en önde oturan baş kemancı ayaklarını yere vurarak, başını veya elindeki yayı sallayarak ayarlıyordu.
saray orkestralarının gittikçe artan müzisyen sayısı elli-altmışa varınca, fransız ihtilalinden sonra halk konserleri de başlayıp yaygınlaştıkça, orkestradan bir müzisyenin şefliği de üstlenmesi imkansız hale geldi. bu işi sadece müziğin idaresine konsantre olacak, geniş müzik kültürü olan kişiler başarabilirdi. böylece besteciler konserlere katılmaya, kendi eserlerini yönetmeye başladılar.
on dokuzuncu yüzyılda eserlerin bestecileri yavaş yavaş hayattan çekilmeye başlayınca, profesyonel orkestra şefleri ortaya çıktılar. orkestra şefliği bir meslek haline geldi. şeflerin ortak özellikleri, hemen hepsinin erkek olmaları, beyaz saçlı, asabi ve karizmatik olmaları, mükemmel bir kulağa ve hafızaya sahip olmalarıdır. genellikle eserleri, hem de her bir çalgı için ayrı ayrı ezberden yönetebilirler.
orkestra şeflerinin işlerinin yüzde 95'i provalardadır. sesleri en çok 'yanlış çalıyorsunuz', 'çok hızlı', 'daha yavaş' şeklinde provalarda duyulur. iyi prova çalışmaları yapmış bir orkestra şefsiz çalabilir ama iyi bir provayı şefsiz yapamaz.
orkestra şefleri bir spor takımının antrenörü gibidirler. takımın nasıl oynayacağı, oyuncular arasında uyumun nasıl sağlanacağı antrenmanlarda tespit edilir. maça çıkınca da asıl iş oyunculara düşer. kuralları basit olan futbol oyununda bile on bir kişinin ahengi çok önemli iken son derecede karmaşık eserleri icra eden altmışı aşkın müzisyenin uyumu şüphesiz tartışılmaz. monako'nun ulusal orkestra kadrosunun, ordu kadrosundan daha geniş olduğunu biliyor muydunuz?
bir orkestrada çoğu zaman on veya on iki çalgı aynı anda farklı notalar çalarlar. bu kaos içinde yönetimin bir an bile yitirilmemesi gerekir. bir orkestra şefi aynı anda farklı yirmi sekiz çalgının seslerini ayırt edebilir, dilediği sese konsantre olarak onun hatasını görürken, orkestrayı idare etmeye devam edebilir.
orkestra şefinin en önemli enstrümanı seyircinin göremediği bakışlarıdır. bakışlar şefin bagetinden bile önemlidir. şefin baget tutan eli müziği bölümleyip ölçüleri belirtir yani gerçek anlamda müziği yönetir. sol el ise duygu elidir. örneğin, şef sol elin işaret parmağını dudaklarına götürdüğünde sesin hafiflemesi gerektiğini belirtmiş olur.
sesin artması gereken yerlerde elini kürek gibi hareket ettirir. göğse bastırılan sol el, havada daireler çizen baget, öne uzanmış kollar, kapalı gözler ve şefe özel bir takım hareketler müzisyenlere mutlaka birer mesaj iletirler. kısacası orkestra şefleri bir esere ruh ve kişilik kazandırırlar.

Umut Asil 02-07-2009 01:18:03

helal olsun

Başarının sahibi çok olur mantığından hareketle bu işe gerçekten katkısı olanlardan hiç söz edilmiyor gecesini gündüzüne katan; gemi personeli, şirket çalışanları ve özellikle mesai kavramı tanımadan büyük bir özveriyle çalışan gemi denetim uzmanlarından ve onların çalışma şartlarından hiç kimse bahsetmiyor ve bu yüzden ayrılıp giden bu uzmanların yeri nasıl dolacak çok merak ediyorum.

Denizci 01-07-2009 11:36:35

Yorum Ekle
GÜNCEL Kategorisinden Diğer Başlıklar:
09-09-2010 -Gemide 3 Türk bulunuyor
09-09-2010 -Ramazan Bayramınız Kutlu olsun...
08-09-2010 -MERSİN'E İKİNCİ KONTEYNER LİMANI
08-09-2010 -Kıbrıs'taki Türkler: Rotamız Türkiye, yükümüz Evet
08-09-2010 -Bayramda yağış yok
08-09-2010 -Buzullardaki Erime Daha Önce Tahmin Edilenin Yarısı Kadar
08-09-2010 -İÇDAŞ da lüks konut işine girdi
08-09-2010 -İDO,Bayram Boyunca Boğaz Turları’ nı Arttırıyor
07-09-2010 -Putin:'Samsun-Ceyhan başarılı olacak'
07-09-2010 -Türk Gelin-İngiliz Damat Mutluluğa Vapurda Adım Atacak
07-09-2010 -Atlas, Utah Point limanına cevher sevkiyatına başladı
07-09-2010 -Güney Çin Denizi'ndeki korsan saldırıları artıyor
06-09-2010 -Deniz ulaşımına fırtına engeli
06-09-2010 -"Denizden uzak durmayı bırakalım"
04-09-2010 -Yunanistan Adalara Kabotajı Kaldırdı
03-09-2010 -Kalkavan'dan armatörlere 'evet' çağrısı
03-09-2010 -"Türk bayrağından kaçışa neden oluyor"
03-09-2010 -Karabüklü demir-çelikçi Peru'ya ihracatı uçurdu
03-09-2010 -Amatör Denizci Belgesi sınavı
03-09-2010 -GTH Operatörleri İftarda Buluştu
02-09-2010 -Melek N Kaptanından Mektup Var...
02-09-2010 -Rusya sıcak suya inmekten vazgeçti
02-09-2010 -Bu Gemiyi Kim Çıkaracak?
02-09-2010 -145 Bin 882 Deniz Aracı Denetlendi
02-09-2010 -21 – 27 Ağustos haftalık navlun raporu
02-09-2010 -Bakan Yıldırım İstanbul'da İftar Verdi
01-09-2010 -İdo İkiye Bölünerek Özelleştirilecek!
01-09-2010 -DTO Koster Filosunu Masaya Yatırıyor
01-09-2010 -Maersk'e 12.2 Milyon $'lık dava
01-09-2010 -Yatlara Turmepa Vergisi Gelebilir
ISTANBUL

ETİKET DENİZİ
fuar, türkiye, Gemi İnşa ve Teknolojileri Fuarı açıldı, putin, samsun-ceyhan, İDO, Kadıköy-Beşiktaş, İDO, İftar, Atlas Iron Limited, Güney Çin Denizi, Korsanlık, Rusya, deniz kuvvetleri, askeri filo, 2230 firkateyn, 677 lada denizaltı, rus gemi inşaa, Bursa belediyesi, yelken, yarış, Amiral kupası, Mudanya, Mudanya Yelken kulübü, Mersin Limanı, MDTO, kruvaziyer, Fırtına, kuzey Ege, Çanakkal, deniz otobüsü, sefer, Gestaş,

DenizTV: Batan 'Medy' adlı geminin video görüntüleri

DenizTV: Medy adlı geminin batışı

DenizTV: Kızgın Mürettebat Kaptanı Rehin Aldı

Deniz TV: İlk Yakıt Toplama Gemisi

DenizTV: 12 bin 500 canlı hayvan geldi

DenizTV: Bakan Yıldırım DTO Meclisinde

'İTÜ; Türk Denizciliğinin Beyin Takımını Yetiştirir'

DenizTV: Boğaz'da Dehşet Anları...

Deniz TV: Jotun'dan Vefa Örneği

DenizTV: Deniz Fenerleri Sempozyumu



KONUK YAZAR

Dr-Kapt. Özkan Poyraz

Gemilerde İstihdam Koşulları

Yapılan değişiklik ile yabancı gemiadamı istihdamı sadece prosedürsel olarak kolaylaştırılmıştır.

RÖPORTAJ


Farklı görüşlere tahammül göstermek erdemdir


DenizHaber.Com sitemizde “Konuşan Türkiye” nin bir göstergesi olarak, okuyucu yorumlarına yer verilmektedir.


DenizHaber™ © 2002-2009 LOJİTÜRK™ LTD. Bütün hakları saklıdır.

DenizHaber™ ismi, logosu ve "Türk Denizciliğinin Haber Sitesi" sloganı LOJİTÜRK™'ün tescilli markasıdır. İzinsiz kullanımlar yasal takibatı gerektirir.

Tescil Sınıfı: 16. ve 38. sınıflar - T.C. Tescil No:2007/22625

Gurur Madalyası™ Lojitürk'ün tescilli markasıdır.

Sitede yayınlanan yazı haber ve yorumlardan yazarları sorumludur. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizde yayınlanan diğer haberler ise, kaynak gösterilmek ve sitemizin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

İletişim: editor@denizhaber.com Reklam: reklam@denizhaber.com WebMaster: webmaster@denizhaber.com

DenizHaber™ Logo Dizaynı Güçlü Öner Tarafından yapılmıştır. gucluoner@hotmail.com